Güncelden Gündeme

23.01.2018
Hikmet Aksu

Güncelden Gündeme

Bu yılın ilk yazısını aldım kaleme. Öncelikle ve özellikle karar alıp uygulayan yönetenlerimize, günlerdir sınır ötesinde ZEYTİN DALI harekâtına katılan Mehmetçiklerimize dualarla “Allah yardımcı olsun” dileklerimi arz etmek istiyorum.

Gelelim bu günkü paylaşımımıza…

İnsan olarak, tüm insanlar mutlu olsun; aşı, işi olsun istiyoruz. Eğitimci olarak bir nüans düşme zorunluluğunda hissediyorum kendimi; insanlar işe kavuşacaksa eğitimin değerini yüceltme adına eğitimli gençlere öncelik verilmesi… Okumamış, okuyamamışlar ikinci plana atılmasın asla. Onlar da bu ülkenin vefakâr, fedakâr evlatlarıdır.

İkinci sıraya kurumlar farkı gözetilerek işe alımda seçici davranılmasını koyuyorum – A- kurumda başlamış olanlar iş, kadro bekliyor ve hak ediyorsa –B- kurumunda bekleyen bundan hangi yorumla dışta kalıyor? Sorusunu koyma gereği duyuyorum. Bu gereklilik salt, naçizane kişisel isteğim değil, toplumsal beklentilerden saptamalarımızdır. Bizler toplum ile yönetim arasında iletişim görevi yapmak zorundayız. Bir bakıma kabaca görevimizdir bu. Toplumun sesi, yönetenlerin gözü kulağıyız bu anlamda.

Üçüncü sıraya yaş sınırını getirmeyi ve önermeyi alıyorum. Belli yaşın üstünde olanlar da kurum gözetmeden iş-kur, taşeron firmalar aracılığıyla veya özel kuruluşlarda çalışanlar olsun bu anlamlı, çok kapsamlı kadrolu alımlarından yararlandırılmalıdır. Hani öylesi ileri yaşta olanlar vardır ki böylesi bir fırsatı bir daha yakalamaya zamanları olmayacak belki. En azından onlara da bu alımlardan faydalanmaları için bazı kriterler gösterilerek diğerlerinin şartlarına kavuşturulmaları sağlanabilir. Böylelikle aynı koşulları taşıyan ve aynı beklenti içerisinde olanlar arasında ayrımcılık yapılmamış olur.

Yani, kabul gören karşısında kabul görmeyenin A- kurumunda veya B-kurumunda bulunmaktan öte günahı ne?

Dördüncü sıraya kendi öngörümü çürüten bir düşüncemi koyuyorum.

Çalışanlara; “emekliliğinizi faal değerlendirecek bir uğraşı bulmadan emekli olmayın” derdim sürekli. Ama bu görüşün bunca iş –aş bekleyene haksızlık olduğu gerçeğini söylemek zorundayım. Aldığınız kadar almış, çalıştığınız kadar çalışmışsınız. Yaşamınızın ve sizden sonra gelenlerin teminatı elinizde… Mağdur değilsiniz. Mağdurların önünü tıkıyor, hakkını yiyorsunuz. Birçoğunuz iki-iki buçuk kere emeklilik süresi kullanmış, sizden sonra başlayanlar emekli olmuşken hala kadroları kapatıyorsunuz. Kişisel egolarınızdan sıyrılıp arkanızda, kuyrukta iş bekleyenleri biraz olsun düşünün beyler.

Hatta bunlara yönelik yasal bir formül de üretilebilir.

Ben mi? Az çalışmadım(33 yıl). On beş yıldır emekliyim. Benden önce ve benimle başlayanlardan hala çalışanlar var.

Hadi başlamışken en son sınırı kullanmak en çok ocağı tüttürmek en çok yüzü güldürmek olacağını göz önünde bulunduralım diyorum. Hani, “Kiminin duası” derler ye. Alalım. Zarar etmeyiz. Allah kolaylıklar versin.


Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamıştır. İlk Yorumu Siz Yapın!
YAZARLAR
Canlı Maç Sonuçları