HA ATATÜRK HA CUMHURİYET

28.10.2017
Songül DÜNDAR

HA ATATÜRK HA CUMHURİYET!

Mustafa Kemal…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk…
Veya Atatürk, hiç fark etmez…
Alt alta veya yan yana sıralandığında, mutlaka;
Cumhuriyet kavramını çağrıştırmaktadır insana…
Atatürk ve Cumhuriyet kavramları, birbirinden ayrı düşünülemeyecek kadar vazgeçilmez kavramlardır.
Asla unutulmamalıdır ki; bugün itibariyle, bağımsız bir ülke isek ve hiç bir dünya gücünün boyunduruğu altında değilsek, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak için yaşama yolunda kimseden geri kalmamaya çaba sarf ediyorsak, bu yaşam kalitemizi borçlu olduğumuz Atatürk’tür ve o devlet sisteminin adı da Cumhuriyet’tir.
Unutulmamalıdır ki Atatürk; yoksul, silahsız ve darmadağın bir ulusu arkasına alarak, önce işgal altındaki ülkemizi düşmandan kurtarmış, sonra cumhuriyeti kurmuş, devamında çağdaş, modern ve medeni bir dünyada var olabilmek için, gerekli devrimleri gerçekleştirmiştir. Tüm bunları yaparken bir taraftan da kültür, sanat, sağlık ve ekonomi gibi pek çok konuda yeniliklere imza atmıştır. Üstelik; bunların tamamını; topu topu 15 yıl gibi kısa bir süreye sığdırmıştır. Cepheler de dahil hepsi 19 yıl… Yirmi bile değil (1919-1938)
Ulu Önder, kurtuluşu gerçekleştirdiği tüm savaş cephelerinde kahramanlık destanları yazmış, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ile de dünyanın takdirini ve hayranlığını kazanmıştır. Yani; bir bakıma dünya tarihini yeniden yazmıştır.
Biraz hatırlamak gerekirse;
19 Mayıs 1919’da Samsun ve yeni bir devlet kurma savaşı… Bu savaş; birçok engele rağmen, Mustafa Kemal’in büyük dehası, birleştirici rolü, Türk ulusunun inanılmaz fedakârlığı sayesinde, iç ve dış düşmanlara karşı başarıyla sonuçlanmış, vatanımız düşmanlardan temizlenmiş ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti; Mustafa Kemal’in kafasındaki çağdaş, medeni ve dünyada söz sahibi bir ülke olabilme yolunda verdiği bir karardı. Bu isabetli kararı halk da desteklemiştir. Çünkü: Bu karar; halkın bağımsız iradesi olan TBMM tarafından “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında kabul edilmiştir.
Çok daha önemlisi; Mustafa Kemal Atatürk, Cumhurbaşkanı olarak Çankaya’ya çıktığında, “Artık Benim Görevim Bitti” düşüncesiyle hareket etmemiş, asıl işimiz bundan sonra diyerek; Türkiye’nin her alanda ilerlemesi için birçok devrimler ve yenilikler yapmıştır.
Atatürk’ten bizlere miras olarak kalan cumhuriyet, fazilettir. Türk Milleti bu faziletin yüce değerlerine sahip olmaya layıktır ve hakkıdır.
Unutulmamalıdır ki Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet; çağdaşlığı ve uygarlığı sunar. Bu anlamda, Cumhuriyet bize kültür ile bilimin bütünleştiği ve sanatın önem kazandığı bir anlayış kazandırmıştır.
Atatürk, kurduğu Cumhuriyet ilkelerinden biri olarak; “Yurtta barış, dünyada barış” diyerek, tarihe ve geleceğe ışık tutan çok önemli ve insani bir prensibi dile getirmiştir. Böyle bir anlayışın ve söylemin hiçbir dünya liderinde olmadığını bilmek ve unutmamak gerekir.
Cumhuriyet; Atamızın önderliğinde binlerce şehit ve gazinin canı ve kanı ile hayata geçmiştir. Türk Milletini ayakta tutan ve barış içinde yaşamasını sağlayan; laik, demokratik ve tek bayrak altında yaşama özgürlüğümüzün iç ve dış düşmanlar tarafından sarsılmasına, sendelemesine, yıkılmasına asla izin vermemeliyiz.
Bunun için de Atatürk’ün; “BENİM EN BÜYÜK ESERİM” dediği Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmalıyız.
Asla unutulmamalıdır ki Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda yürüdüğümüz sürece; hiç bir güç Cumhuriyetimize zarar veremez.
Çünkü: “Biz kurduk, yaşatacak olan sizlersiniz.” Dediği Türkiye Cumhuriyeti bizlere emanettir ve Mustafa Kemal Atatürk’ün eseridir.
Bu nedenle;
Cumhuriyete sahip çıkmak, Atatürk’e sahip çıkmaktır.
Ha Atatürk, ha Cumhuriyet…
Bu vesile ile; Cumhuriyet bayramımız hepimize kutlu olsun…
dundar_songul@hotmail.com
www.songuldundar.com

 


Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamıştır. İlk Yorumu Siz Yapın!
YAZARLAR
Canlı Maç Sonuçları