ATATÜRK VE LAİKLİK

25.10.2017
Selda Aydın

ATATÜRK VE LAİKLİK

Laiklik için en sık yapılan tanım, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Bu tanım yanlış olmamakla birlikte yeterli de değildir.

Laiklik, toplumun bütün fertleri için din hürriyetidir; devletin farklı dinlere mensup olanlara inanç serbestliği tanıması, herkese kanun önünde eşit davranmasıdır. Laiklik akıldır, bilimdir, çağdaşlaşmaktır. Laikliğe göre hiç kimse dini menfaati için kullanamaz, siyasete alet edemez. Din, her türlü çıkarın ötesinde kutsal bir kurumdur. Bu kutsal duyguları sömürmek dine yarar getirmez, aksine zarar verir.

M. Kemal Atatürk laiklik ilkesini getirmekle dine karşı çıkmamıştır, bilakis dini değerlere saygıyı ortaya koymuştur. Onun karşı olduğu durum, dini değerler arasına girmiş uydurma bilgiler, hurafeler ve boş inançlardır.

Laiklikle birlikte Türkiye’de akılcı ve bilimsel yöntemler geliştirilmiş; eleştiren, sorgulayan, üreten zihinler yetiştirilmesi hedeflenmiştir. Bilimsel unvanlar alın teriyle elde edilmiş; dedelik, şeyhlik, türbedarlık, ruhbanlık taslamak yasaklanmıştır. Atatürk, tekke ve zaviyelerin kapatılması ile ilgili olarak; “Tekkelerin gayesi halkı meczup ve aptal yapmaktır. Oysaki halk meczup ve aptal olmaya karar vermemiştir. Biz dünya uygarlık ailesi içerisinde bulunuyoruz. Uygarlığın bütün gerektirdiklerini uygulayacağız.” ifadesini kullanmıştır.

Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu’nun deyimiyle “ Laiklik Türk inkılabının temel taşıdır.”. Değişen ve gelişen dünyaya ayak uydurmak için bu ilkenin korunması ve uygulanması şarttır.

Cumhuriyet Tarihi Uzmanı
SELDA AYDIN


Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamıştır. İlk Yorumu Siz Yapın!
YAZARLAR
Canlı Maç Sonuçları