ATATÜRK VE KADIN

21.06.2017
Selda Aydın

ATATÜRK VE KADIN

Evrenseldir kadın sorunu. Tarihin her döneminde ve her toplumda kadın sorunları var olmuştur. Uygarlığın oluşup gelişmesiyle kadın sorunları yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlamıştır. Tabii ki her toplumda aynı hızda olmamıştır.

Sanatta, edebiyatta kadına övgüler yağdırılmış, kadın yüceltilmiştir; ama hayatta gerçek olan, yaşanılan böyle değildir. “Kadın saçı uzun, aklı kısadır.”, “Erkeğin kaburgasından yapılmıştır. Bundan dolayı hiçbir şekilde erkeğe eşit değildir.” gibi bir sürü aşağılayıcı görüşler söz konusuydu.

İlk Türk devletlerinde kadın -erkek farklılığı vardı. Kadın güzelliğin sembolü, erkek gücün sembolüydü; ama eşittiler. Tek eşle evlilik, mülkiyet bakımından; çocukları üzerindeki hakları konusunda eşit haklara sahiptiler. Tabii ki ilerleyen süreçte kadının bu statüsü değişti. Kadının durumu değişik, dar bir kalıba girmiştir. Kadın cinsel bir obje olarak görülmüş, kendi hayatı üzerinde hiçbir inisiyatife sahip olamamıştır. Kadını yok sayan, saçma sapan dar kalıplar içerisine koyan bu anlayış, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk sayesinde aşılmıştır ve kadın yeniden onun sayesinde yüceltilmiştir.

Milli Mücadele döneminde cephede cesurca mücadele eden Türk kadını aynı zamanda cephe gerisinde de tüm varlığını ortaya koymuştur. İşte böyle bir yüksek ruha sahip Türk kadını, Ulu Önder Atatürk’e göre hak ettiği yerde olmalıydı. Bu amaçla Medeni Kanun’un kabulü ile (1926) Türk kadını toplumda erkekle eşit statüye getirilmiştir. Bu kanunla Türk kadınına istediği meslekte çalışma, mirastan eşit pay, mahkemelerde şahitlikte eşitlik gibi yoksun olduğu haklarla; tek eşle evlilik, resmi nikah zorunluluğu, boşanma hakkı gibi kadını koruyan haklar verilmiştir.

Bu haklarla yetinmeyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınına 1930’da belediye seçimlerine katılma, 1933’te muhtarlık seçimine katılma, 1934’te ise milletvekilliği seçimine katılma haklarını getirmiştir. Böylece toplumsal alanda eşitliğe kavuşan Türk kadını, siyasi alanda da erkeklerle eşit statüye getirilmiştir. Siyasi haklara Türk kadını birçok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha önce kavuşmuştur. Bu da Ulu Önder Atatürk’ün kadına verdiği önemin en büyük göstergesidir.

Ulu Önder Atatürk, kadına verdiği önemi şu sözüyle açıkça dile getirmektedir: “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!”

Tarihte hiçbir lider yoktur ki kadını bu kadar yüceltsin. Minnettarız ATAM…

Cumhuriyet Tarihi Uzmanı
Selda AYDIN
 


Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamıştır. İlk Yorumu Siz Yapın!
YAZARLAR
CANLI YAYIN
Canlı Maç Sonuçları