ATATÜRK´Ü ANLAMAK

21.03.2017
Selda Aydın

ATATÜRK’Ü ANLAMAK

Atatürk halk ile iç içe olan bir liderdi. Düşüncelerini halka açıklar ve onlarla tartışırdı. Halkın sosyal yaşam alanlarında ( Park, Lokanta , Plaj vb.) kendisi de bizzat halktan biri gibi vakit geçirirdi. Bir dönem yoğun işlerinden dolayı halkla görüşmelerine ara verdi. Tabi bunu fırsata dönüştürenler oldu. Atatürk’ün çok hasta olduğunu yakın bir zamanda öleceğini söylemeye başladılar. Bu söylentilerin bir dedikodudan ibaret olduğunu göstermek için Mustafa Kemal Atatürk İstanbul’a kadar bir gezi yaptı. Sağlıklı olduğunu söyledi ve sonra da sözlerine şöyle devam etti : “Beni görmek demek yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve duyuyorsanız bu yeterlidir” , dedi. Yani Atatürk’ü anlamak, düşüncelerini bilmek , anlamak ,uygulayabilmek ve yaşatabilmektir.

Amasya Genelgesi’ni herkes bilir; ya da herkesin bildiğini umut ediyorum. Amasya Genelgesi emperyalist ülkelerin yok etmeye çalıştığı bir milletin yeniden doğuşunun, dirilişinin, şahlanışının bir belgesi; bir ihtilal beyannamesidir. Vatan topraklarını kurtarmaya çalıştığımız Kurtuluş Savaşımızın plan ve programıdır. Mustafa Kemal Amasya Genelgesi’nde “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” derken millet egemenliğine verdiği önemi, milletine olan güvenini açıkça dile getirmiştir.

Gerek Erzurum Kongresi’nde gerekse Sivas Kongresi’nde “Manda ve Himaye kabul edilemez” derken Ulu Önder Atatürk’ün tam bağımsızlığa verdiği önemi net bir biçimde anlamalıyız. Hatta hemen aklımıza şu sözü gelmeli : “Bağımsızlık benim karakterimdir” . Kürşad’ın Çinlilere karşı başlattığı bağımsızlık mücadelesi gibi Mustafa Kemal Atatürk de İtilaf Devletlerinin kurmak istediği sömürü düzenine karşı tüm imkansızlıklara rağmen topyekun bir bağımsızlık mücadelesi başlatmıştır. Bu mücadelede sine – i millete dönen Mustafa Kemal Atatürk en büyük dayanağını karakteri bağımsızlık olan Türk Milleti’nden almıştır. O millet ki bu mücadelede ona güvenmiş ve onu sonuna kadar desteklemiştir.

Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmayı amaç edindi , akıl ve bilimi rehber aldı , tam bağımsızlığı , ulusal egemenliği ilke edindi ve bütün bu düşüncelerin temelini ilkelerine dayandırdı ( Atatürk İlkeleri) . Neydi bu ilkeler? Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, İnkılapçılık, Devletçilik. Bunlardan birkaçına değinelim.
Cumhuriyetçilik, Ulusun egemenlik hakkına doğrudan sahip olmasıdır. Atatürk “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” diyerek, milletin hükümet hükümetin de millet olduğunu dile getirmiştir.

Milliyetçilik denilince hemen öyle aklınıza ırkçılık gelmesin Atatürk Milliyetçiliği bölücü değildir; bilakis toplayıcıdır ve birleştiricidir. Milliyetçilik milli birlik ve beraberliği sağlamak milletin ve ülkenin çıkarlarını korumaktır. İşte Atatürk Milliyetçiliği budur.

Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir, dedi Mustafa Kemal Atatürk. Evet Laiklikten bahsediyoruz. Laiklik dinsizlik mi ? Hayır , Laiklik din ve vicdan özgürlüğüdür. İnanç kişiye bırakılmıştır. Ayrıca Laiklik demek bilime, pozitif düşünceye önem vermek demektir.

Cumhuriyetimizin mimarı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı bütün inkılaplar halkın ihtiyaçlarından doğmuştur. Gelişen, değişen dünyaya ayak uydurmak gerekiyordu. Zamana göre geri kalmış kurumların kaldırılması ve yerlerine gelişmeyi, ilerlemeyi kolaylaştıracak kurumların oluşturulması gerekiyordu. Gerçekleştirdiği bütün inkılaplarla yenileşmeyi, çağdaşlaşmayı hedef almıştır.

Kısaca Mustafa Kemal Atatürk’ün düşüncelerinin ilham kaynağı millettir, vatandır, tarihtir ve bilimdir. Onu anlamak için milli mücadele öncesi ve sonrası askeri ve siyasi zaferlerini, inkılaplarını, ilkelerini, kişilik özelliklerini öğrenmek bilmek gerekiyor.

Cumhuriyet Tarihi Uzmanı

Selda AYDIN

 


Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamıştır. İlk Yorumu Siz Yapın!
YAZARLAR
CANLI YAYIN
Canlı Maç Sonuçları