RUSYA İRAN DOSTLUĞU VE TÜRKİYE

17.02.2017
Muhsin Ertürk Budak

RUSYA İRAN DOSTLUĞU VE TÜRKİYE.

İran kültür ve dış politikasının yabancı korkusuyla kodlandığını söylemek yanlış olmayacaktır. 1979 İran Devrimi sonrasında bu durum daha da şiddetlenmiş iç ve dış politika bu ölçütler ile belirlenmiştir. Bu net olarak İran rejiminin kimliğini de belli ediyordu. Laik bir Türkiye’den hoşnut olmayan İran ile ilişkilerimiz ise bu sert duvara her zaman çarpmıştır. İran ve Türkiye arasında 1979 sonrasında imzalanan birçok anlaşma İran’ın güvenlik endişeleri üzerine iptal olmuştur.

Yabancılardan gelen her ekonomik ve siyasi adımı kötü niyet olarak algılayan İran, Rusya’ya hava sahasını açması ve her anlamda yakın durması ilginçtir. İran net olarak Kuzey Komuşusu Rusya’dan sürekli korkmuştur. Bu korkunun pek tabi tarihsel temelleri bulunuyordu. Sıcak Denizlere inme klasiği tarih de Osmanlı İmparatorluğunu ve İran’ı sürekli tehtit etmiştir.

Komünizm tehlikesi ise İran ile Rus ilişkilerini 20. Yüzyılda bıçak gibi kesmiştir. SSCB’nin dağılması az da olsa korkuları azaltmış ise de ideolojik tehtitler hep sürmüştür. Özellikle her iki devletin ABD hegemonyasına karşı olması ilişkilerin sıcaklığını zamanla arttırmıştır. İran’ın Batı devletleri ile yaşadığı nükleer silah problemleri Rusya’yı yanına alarak söz söyleme politikasını beslemiştir. Batı’ya direnmek için Rusya’nın yanında olmak aslında yeni dünyanın eğilimiydi.

2013’te Ruhani’nin İran da Cumhurbaşkanı olması Rusya ile olan ilişkileri kötü duruma sokacağı düşüncesi hakim olsada, Suriye de meydana gelen olaylar ve değişen şartlar tarih de hiç görüşmemiş bir Rus-İran yakınlaşmasına önümüze serdi. Tek başına Orta Doğu’da söz sahibi olamayacağını anlayan İran “Ben yapamıyor isem Rusya yapsın” politikası ile bir anlamda Türkiye ve ABD politikaları için karşı çıkıyordu. Böylece İran Rusya’yı Orta Doğu batağına çekmiş iktidar mücadelelerinde taraf olmuştu.

Bu süreçte net olarak Türkiye Suriye Politikasında sınıfta kalmıştı. Aslında ABD’den aldığı sözlü desteği fiili anlamda bulamayınca yalnız kalan Türkiye Esad’lı geçiş formülüne başından beri karşı çıkmış ve aniden bir anlam eksen değişikliğine giderek Esad’lı geçişe evet söylemi ile Rusya ile ilişkilerin gelişmesine İran ile olan Suriye toprak bütünlüğü konusunda anlaşmaya hazır olduğunun sinyallerini vermiştir.

Türkiye artık bir taraf değil düzene isim verecek bir politikalara girişmeye karar veriyordu. Ancak taviz vermediği ve vermeceği konusu ise Kuzey Suriye’de oluşacak yeni bir devlet yapılanması. Bu Türkiye için çok büyük tehtit olarak algılanmasına yol açıyordu ve bu tehtit aslında halen daha devam ediyor. Orta Doğu da bölünmüş ve terör yuvası haline gelmiş olan Irak örneğini çok iyi okuyan Türk Dış Politikası Suriye’yi böldürerek aslında yeni bir hataya düşülmesini istemiyor. Bölgede yapılacak bir hatanın bedellerini Irak da olduğu gibi Suriye’de de Türkiye’nin ödeyeceği gerçeği dış politikanın en büyük korkusu aslında.

Türkiye, İran ve Rusya’nın bir araya gelerek yakın zaman da sorunlara çözüm araması ABD politikalarını sarsmış olabilir ancak bölgede ABD olmadan bir çözüm olmayacağı gerçeği de halen mevcut. Rusya zaten bu durum farkında ve Türkiye bu noktada çok önemli. Türkiye’nin bölge ile olan tarihsel bağlılığı, duygusal halk kardeşliği ve Suriye’de Türkiye’ye karşı bir sempatinin var olması Türkiye’nin hangi taraf da olursa olsun o tarafın politika belirleme sürecince etkin olacağını gözler önüne sermektedir.
Muhsin Ertürk Budak


 


Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamıştır. İlk Yorumu Siz Yapın!
YAZARLAR
Canlı Maç Sonuçları