KAPIDAKİ TEHLİKE

05.11.2016
Ali Ekinciel

KAPIDAKİ TEHLİKE

Daha önceki yazılarımda belirttiğim üzere Orta Doğu'da ki olası bir mezhep savaşı tehlikesi her geçen gün biraz daha büyüyor. Bölgedeki bu denklemin içinde ülkemizin de olması ise bu konuyu bizim için daha da önemli hale getirmekte.

2011 Aralık ayında ABD ordusu Irak'tan geri çekilirken arkasında Şii bir başbakan, karma bir parlamento, zayıf bir ordu ve patlamaya hazır bir etnik yapı bırakmıştı. ABD yönetiminin arkasında bir Şii başbakan bırakması ise ileriki yıllarda defalarca pişmanlık duymasına yol açacak gelişmelerin başlangıcı olacaktı. Irak başbakanı Nuri el Maliki'nin sert mezhepçi politikaları Irak'ı bölünmeye götürürken bölgeye selefi terör örgütlerinin dolmasına neden oldu. Sonuç olarak ABD işgali ve ardından uygulanan mezhepçi politikalar Irak'ı parçalara ayırırken bölgeyi de istikrarsızlığın içine sürüklemiş oldu.

Geldiğimiz bu noktaya kendi açımızdan bakacak olursak, güney komşularımız aramızın hiçte iyi olmadığı yönetimlerden oluşmuş durumda. Suriye'de herkesin Arap baharı sonrası yıkılacağını düşündüğü Esad rejimi, Hizbullah ve Rusya desteğiyle şimdiye kadar varlığını sürdürebildi. Irak merkezi yönetimi ise başbakan Haydar el Abadi yönetiminde İran ordusunun ve Şii milislerin yardımıyla biraz olsun belini doğrultup IŞID'e karşı ilerleme sağlayabildi. Diğer bir komşumuz ise bir dargın bir barışık olduğumuz Şii dünyasının öncülüğünü yapan İran.

Özellikle Irak'ta ve Suriye'de bulunan ordumuz için bu üç komşuyla ilişkilerimiz hayati önem arz ediyor. Esad rejimiyle kopmuş ilişkiler, İran ile yaşanan soğukluk ve son günlerde Irak merkezi yönetimiyle artan gerginlik... Güney komşularımızla ilişkilerimiz bu halde iken müttefiklerimiz ise hiç de güven vermeyen yapılardan oluşuyor. Suriye'de desteğimizle ayakta duran zayıf ÖSO birlikleri, Irak’ta ise hiç bir zaman tam güvenemeyeceğimiz Mesud Barzani'nin Peşmerge gücü... Suudi Arabistan’ın, Körfez ülkeleri ile yeni kurduğu İslam ordusu ise şu günlerde Yemen operasyonu ile meşgul durumda. Yeni başkanını bekleyen ABD ya da Şii dünyasının arkasında durmaktan vazgeçmeyecek Rusya ise bizim için güvenilebilir bir müttefik olmayacak gibi görünüyor.

Yazımın sonunda başlıkta belirttiğim kapımızda bekleyen tehlikenin, üç güney komşumuzun hepsini karşımıza alacak mezhepçi bir siyaset olduğunu söylemek istiyorum. Bunun yerine bölgedeki varlığımızı koruyarak, etnik çatışmalarda arabulucu olmak gibi daha rasyonel bir politika izlenebilir. Aksi takdirde bölgede patlak verecek bir mezhep savaşı sadece yabancı ülkelerin silah satarak daha fazla Müslüman kanı dökülmesine yol açacaktır.


Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamıştır. İlk Yorumu Siz Yapın!
YAZARLAR
CANLI YAYIN
Canlı Maç Sonuçları