ÇIKMAZ SOKAK: ASKERİ DARBELER

02.08.2016
Ali Ekinciel

ÇIKMAZ SOKAK: ASKERİ DARBELER

Askerlerin darbe yaparak ülke yönetimlerini ele geçirmeleri yüzyıllar boyunca sık sık görülen bir olgudur. Ülkemizinde tarih boyunca sıkça maruz kaldığı darbelerin bir yenisi 15 Temmuz gecesi halkın , medyanın ve siyasilerin büyük mücadelesiyle defedildi. Kıyısından döndüğümüz bu kanlı darbeye gelmeden önce yazımın başlığında belirttiğim gibi darbelerin neden çıkmaz sokaklar olduğuna değinmek istiyorum.

Tarih boyunca geriye dönüp baktığımızda gerçekleştirilen darbeler ve daha sonrasındaki askeri yönetimlerin hiçbir zaman o ülkeye fayda getirmediğini görürüz. Dahası askeri cuntaların başa geldiği ülkeler , dünyadan yalnızlaşarak iç savaş gibi büyük felaketlere sürüklenmişlerdir. Tarihteki ilk bilinen darbelerden olan Roma imparatoru Jül Sezar'ın senatoda öldürülmesinin ardından olduğu gibi geçmişin büyük imparatorluklarının çöküşü askerlerin siyasete müdahalesi nedeniyle gerçekleşmiştir. Kendi imparoturluğumuz Osmanlı Devletinin yıkılmasındaki en büyük sebebinde Genç Osman'ın öldürülmesinden başlayan ve İttihat Terakkinin felaket getiren askeri politikalarına uzanan ordunun yönetime müdahalesi olduğu su götürmez bir gerçektir.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda, emperyalist ülkelerin desteğiyle gerçekleşen darbelerin sonunda kanlı diktatörler işbaşına gelerek yıllarca kendi haklarının kanlarını dökmüşlerdir. Soğuk savaş süresince özellikle ABD destekli darbeler dünyanın mazlum ülkelerine tarifsiz acılar yaşatmıştır. Özellikle en sık askeri darbelerin yaşandığı bölgenin ABD'nin arka bahçesi Latin Amerika olması bir tesadüf değildir. CIA eliyle finanse edilen darbeler sonucu Arjantin ve Brezilya ekonomik olarak çökerken Peru'da Fujimori Şili'de ise Pinochet yönetimleri stadyumlara kapattıkları kendi halklarını işkencelerle katlettiler. Darbelerin sıklıkla görüldüğü başka bir coğrafya ise Ortadoğu'dur. 1953'de İran'ın milli siyasetçisi Musaddık'ın Batı eliyle devrilmesi halkta büyük bir travmaya neden olurken ülkeyi ihtilale götürecek yolun açılmasına neden olmuştur. Yıllar içinde yaşanan Libyada Kaddafi'nin kanlı diktatörlüğü , Irakta Saddam'ın zalim yönetimi , Suriyede Hafız Esad'ın katliamları ve son olarak Mısırın sürekli darbelerle istikrarsızlaştırılması gibi sorunlar ülkeleri enkaz haline getirmiştir. Ortadoğunun bugünkü kan gölü halinin sebebi ise hiç kuşkusuz geçmişin bu Batı desteğiyle iş başına gelen askeri yönetimleridir.

 


I.Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ülkelerininde askeri cuntalardan çok çektikleri görülür. Ülkesini felakete götüren Hitler'in ve Mussolini'nin asker kökenli olduğu ve darbelerle iş başına gelmeleri tesadüf değildir. Kıta Avrupasındaki en uzun askeri diktatörlükler ise İspanya'da Franco ve Portekiz'de Salazar yönetimleri olmuş ve uzun yıllar kendi halklarına faşist yönetimleriyle zulm etmişlerdir. Komşumuz Yunanistan'da ise 1967'de darbeyle iş başına gelen Albaylar Cuntası ülkeyi dünyadan koparan politikalara imza atarak Kıbrıs'ta büyük sorunlara neden olmuştur.

Son olarak ülkemize dönersek. 27 Mayıs 1960 darbesinde ülkenin başbakanın ve bakanlarının asılarak dünyadan izole olduğunu , 1971 muhtırasının ise özgürlükleri kısıtlayarak karanlık günleri başlattığını görürüz. Darbelerin en kanlısı 12 Eylül'ün ise idamları , gözaltıları , faili meçhulleri ve işkencehaneleri ile bölücü terörün ve günümüzde yaşadığımız bütün kötülüklerin kaynağı olduğunu artık hepimiz biliyoruz. 28 Şubat , 27 Nisan e-bildirisi ve son olarak 15 Temmuz kalkışması... Bütün bu yaşadığımız demokrasi dışı olayları bir daha yaşamayacağımızı ümit ederek bu ayki yazımı İsmet İnönü'nün ünlü sözüyle noktalamak istiyorum.

"En kötü sivil idare en iyi askeri yönetimden iyidir."

Darbesiz günler dileğiyle...

Ali Ekinciel

 


Etiketler:ali ekinciel
Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamıştır. İlk Yorumu Siz Yapın!
YAZARLAR
Canlı Maç Sonuçları