ÇILDIRLININ 93 HARBİNİN NETİCESİ İLE İMTİHANI

10.04.2016
Nizamettin Coşkun

ÇILDIRLININ 93 HARBİNİN NETİCESİ İLE İMTİHANI

93 Harbi ya da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı; Osmanlı padişahı II. Abdülhamit ve Rus çarı II. Alexander döneminde yapılmış olan bir Osmanlı-Rus Savaşı'dır.

Rumi takvime göre 1293 yılına denk geldiğinden Osmanlı tarihinde 93 Harbi olarak bilinir. Hem Osmanlı Devleti'nin batı sınırındaki Tuna (Balkan) Cephesi'nde, hem de doğu sınırındaki Kafkas Cephesi'nde savaşılmıştır.

Savaşa hazırlıksız yakalanan Osmanlı Devleti, çok ağır bir yenilgi almıştır. Savaşın başlıca sebepleri; Osmanlı Devleti'nde yaşanan azınlık isyanları, Rusya ve Batı Avrupa ülkelerinde, Osmanlı Devleti'nde yaşayan Hıristiyanların insan haklarının çiğnendiği konusunda oluşan tek taraflı kamuoyu, Rusya'nın Balkanlardaki genişleme siyaseti, Romanya ve Bulgaristan'ın bağımsızlık istekleri ve Panslavizm akımıdır. Avrupa'nın büyük güçleri savaşı önlemek için İstanbul'da Tersane Konferansı'nı toplamışlar, ancak Osmanlı Devleti'ne yaptıkları taleplerin reddedilmesi üzerine savaş patlak vermiştir.

Yaklaşık 1 yıl süren savaşta Osmanlı orduları, savunma savaşı yapmıştır. Batılı devletler ise tarafsız kalarak, savaşı bitirmek için arabuluculuk yapmıştır. Özellikle Balkanlarda bu olaylar neticesinde etnik temizlikler yaşanmış ve yer yer kırımlar görülmüştür. Sonunda batıdaki Osmanlı savunma hatlarını kıran Rus ordularının önü açılmış, dirençle karşılaşmadan İstanbul'un eşiğine (Yeşilköy) kadar ilerleyerek Osmanlı Devleti'nin varlığını tehdit etmiş ve bunun sonucunda Osmanlı Devleti Ayastefanos Antlaşmasını imzalamak zorunda kalmıştır. Ancak Batı Avrupa ülkelerinin bu antlaşmanın koşullarından hoşnut kalmamaları sonucu bu antlaşma geçerliliğini yitirmiş ve yeniden imzalanan Berlin Antlaşması ile Osmanlı Devleti, çok fazla toprak kaybetmiş, Balkanlardaki Nüfuzunu büyük ölçüde yitirmiştir. Balkanlar'da ve Kafkasya'da sayıları 1 milyonu aşkın Müslüman Osmanlı vatandaşı mülteci konumuna düşmüş, savaş süresince ve savaştan sonra Anadolu'ya dev göç dalgaları yaşanmıştır. Ayrıca Batum'da yaşayan Müslüman Lazlar ve Gürcüler Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalmışlardır.

İşte siz dostlarımın bildiği;93 Harbini kısaca tekraren derkanar etdikden sonra gelelim; Ecdadımın iliklerine kadar yaşayarak hissetiği ve Dedelerimizin, Ninelerimizin çektiğini ve bizlere ninni yerine, masal yerine bu kara günlerin gerçek maceralarını dinleyerek öğrendik. Rabbim cümle geçenlerimizi af ve mağfiret eylesin. Amin.

1878 Senesi yapılan Berlin Antlaşması neticesinde 3 Sancak; Kars, Ardahan ve Batum Sancakları Rusya Çarlığına savaş tazminatı olarak verildiğinden; Gözlemci devletlerin refakati ile devir teslim işlemleri seri bir şekilde yerine getirilir. Vazifede Bulunan Osmanlı Mülkü ve Askeri personeli; gözleri yaşlı,kalpleri kan ağlar bir şekilde terki Vatan eylemek zorunda kaldılar.

Çıldır'a, aslen Karabağ Ermenilerinden olan yüzbaşı rütbesinde birisini Neçellik (Kaymakam-Komutan) olarak atanır. Neçellik'in ilk icraatı sıkıyönetim ilan ederek; Dini toplantı, Düğün ve Dernek toplantıları kesinlikle yasaklanıyor. Tabiî ki daha tefarrutında var ama bizim anlatacağımız gerçek macera bu maddelerle alaklı olduğundan bu Hürriyeti bağlayan maddeleri irdeledik.

Aradan takriben 5-6 ay geçmiş ama Neçellik boş durmuyor. Çıldırın varlıklı kozmopolit ailelerini Glava (Şovalye) olarak bu eşrafta olan fukara ailelerin eli silah tutan erkeklerini de Çapar (Jandarma) olarak nasp ederek yerli iş birlikçilerini teşkilatlandırıyor.”Bahsettiğimiz Glava ve Çapar ailelerin bilgileri bizim arşivimizde mevcuttur”

Sıkıyönetimin ilk vartasını atlatan Çıldırın muassıp ileri geleleri dar kapsamlı bir istişare etme imkanı bulurlar. Bu işin böyle gitmeyeceği ucunda ölüm de olsa bu yasakların bir şekilde delinmesinin çaresine bakılacağı yönünde kavli-karar alırlar. Bu alına hayırlı kararı o anda istişareye katılamayan bütün eşrafa da duyurulması sağlanır.

Çıldır ovasına merkeze beş kilometre mesafede bulunan eski ismi: Köğas yeni ismi Saymalı köyü halkından Göyüş ağa; iki yıldan beri nişanlı olan İsmail'in düğününü yapacağını, davul, zurna çaldıracağını, ayrıca Toy meclisini şenlendirmesi içinde; komşu köy halkından Suharalı Aşık Şenlık'in de davetli olduğu herkese duyurulur. Düğün günü gelip çatdı; kırkaltı köy ve iki mezradan dizi tutan herkesin düğüne iştirak ettiğini “davetli bulunan büyüklerimizden bizzat dinlemiş ve kırmızı kaplı defterime not etmişim.

Bizde güzel bir söz var derler ki;”şuğul (müzevir, ispiyoncu )ne ölmüş, nede ölecek” yemeden, içmeden Neçellik'in kapısını çalarlar; efendim, böyleike, böyle Çıldır ağaları sizin emrimizi dinlemiyor. Koğas'da toy, düğün yapıyorlar. Bu haberi duyan Andon; deliye dönüyor. Kırk-elli çara at bin emri veriyor. Onbeş, yirmi dakika sonra düğün mahallini muhasaraya alıyor. Kendisi iki Rus saldatı ile birlik de eşrafın bulunduğu meclise dahil oluyor. Ama ne dahil olma; sanarsinki koyun sürüsüne kurt girmiş gibi here bir tarafa savruldu, Aşık Şenlik de bir direği arkasına daldalanmış durmaktadır. ”Yalınız Hulusburada Aşığımızın bir insani zaafından bahsetmekde fayda var. Baba Şenlik; iki şeyden çok korkarmış, biri deve, ötekide devlet adamı ”Neçellik kılıncını kının yarısına kadar çıkarmış ve ağzından salyalar akacak kadar hiddetli bir tarzda hazuruna bağırır. Yahu Çıldırlılar, siz duymadınız mı? bu memleket Alosmandan alındı. Rusya Çarlığına verildi. İdare değişti, Kadınız, Müftünüz burayı terk etti. Ben altı - yedi aydır sizin kaymaka - neçelliğinizim, bu güne kadar hanginiz bana bir hoş geldine geldiz? Üstelik de kesinlikle yasakladığım emrim muhalifide iş çeviriyorsunuz. Duvarda taşda ses var kimsede ses yok,o mahşeri kalabalğın üzerine sanarsınki ölüm sessizliği elenmiş.

Andon, aynı tarzla sorar,demin ortada geze bir yanşak (ermine aşıka yanşak denir)vardı,hele bir buraya gelsin bakayım der,ama Aşık Şenlik’in dizlerinin bağı çözülür.
-Andon sorar sen kimsin?
-Aşık Şenlik cevaben derki; Suharalı Molla Gadir’in oğlu Aşık Şenliyem.
-Andon derki o sensi heee?
-Evet o benim.
-Andon derki; Şenlik Rus Çarlığı ile Alosman Devleti koç gibi kafa,kafaya çarpışdı. ama Rus Çarlığı galip geldi. Benim devletim sizden vergi almıyor, sizi askerlikden muaf etmişiz. Alosmanın size vermediği iaşe ve ibabete yadımlarını yapıyoruz. Şoş yollarızı yapmaya başladık. Şimdi al sazını eline bana samimi olarak söyle; Alosman Devletindi mi? Yoksa Rusya Çarlığın mı istiyorsun?
-Can derdine düşen ağalardan bazıları Baba Şenliye kısık sesle, seslenerek amandır Şenlik bahtına düşmüşük. Urusya hakkın eyi şeyler söyle yoksa kellelerimiz yetişmiş tahıl gibi kesilecek,”durumunda anlattıkları gibi olduğu görenlerde teyit etmişdiler.”
-Alır Aşık Şenli bakalım ne der; yarıya kadar çekilmiş kılıç karşısında?

Hulus-i kalbimden bilsen fikrimi,
Men Allah’dan Al Osman’ı isderem,
Merhamet sahibi İrahmi Gani,
Nesli mürsel hükm-i hanı isderem.

-O ağalar yine amandır Şenlik yanlış söyledin, her halde dilin sürçdü, sene gurban güzelce Neçelliği memnun edecek şeyler söyle, Rusya’yı meth et...

-Bakalım Baba Şenlik; Rusya Çarlığını nasıl meth edecek? Ne diyecek? Alır sözün ikinci hanesini.

Süleyman mülkünde berkarar duran.
Muhammet vekili makamı nurân.
Hıfsının ezberi ayet-i Kur’an.
Selavatla ol Süphan’ı isderem.

-Şenliğin kendilerini duymadığını fark eden rıcakar ağalar;yahu zaten bu Şenlik bizi kırdımak için uğraşıyor.Halimize razı olup sonumuzu bekliyeh, nasıl olsa ilkin Şenliğin kafasını kesecek,belki bize sıra gelinceye kadar Neçellik yorulur,belki bizim kellemizi kesmez diye sessiz kalmayı tercih ettiler.

-Aldı Baba Şenlik;

Sultan Hamit hanım şahlar serveri.
Dilinde selavatı zikr-i ezberi.
Kaf’dan Kaf’a zır-ı zeminden beri
Hükmetmeye birce onu isderem.

Emr-i Hak yedinden çekilmiş kalem,
Varmış bir ettiğim yetişdi belam,
Hükmünde saltanat adline âlem,
Divanında şevket şanı isderem.

Gam gündür Şenlik’in gönlünün şadı,
Hiç aklımdan çıkmaz Alosman adı,
Gidifdir dünyanın lezzeti,tadı,
Mahşer günü bir mekânı isderem.

Bayatısı
Payıdâr olmaz zalım,
Yiyide neyler ölüm?
İşde boynum sal kılıç,
Doğruyu söyler dilim.

-Aşık Şenlik yukarıdaki üç kıtayı da söyleyip, Andon'un karşısında durdu, Aşık;kılıçlamı,yoksa gülle ilemi öldürüleceyini beklerken...
-Andon şöyle seslenir;bıravo Şenlik.Ben biliyorumki Rusya Çarlığı size gızıldan don giydirse siz Alosman Devletini istiyeceksinmi. Ama benim elim kılıncın kabzasında ve yarıya kadar kınından çıkarmişim, korkarak deseydin Rusya Çarlığını istiyorum; sana öyle bir kılıç çalacakdım ki bir damla kanın yere damlamıyacakdı, ama sen imanın ve vicdanının sesini dinledin ve öyle cevap verdin, cüzdanından 500 manat para çıkartıp Aşık Şenliğin sazına takar (takılan para o günün kıymetine göre yüksek bir meblağ) ve dönüp düğün cematına derki ! Ey çıldır eşrafı;Aşık Şenliğin hatırına, koymuş olduğum toplantı yasağını bu andan itibaren kaldırıyorum.Ve kendimi bu düğüne davetli sayıyorum.Aşık Şenliğin Bulunduğu her Toy meclisine beni de davet ederseniz beni mutlu edersiniz der.

Allahın yardımı ile çekilmiş kılıç karşısında verilen bu imtihan! Kırkdört yıl işgalde kalan Çıldır halkını; inancından, örfünden ve ananesinden taviz vermeden dimdik, anlı açık,yüzü ak çımayı başarmıştır.

Allah. cc başta Baba Şenlik olmak üzere, cümle ahrete geçenlerimize gani gani rahmet eylesin. Rabbim bu millete bir daha esaret göstermesin.

mnc75@mynet.com


Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamıştır. İlk Yorumu Siz Yapın!
YAZARLAR
CANLI YAYIN
Canlı Maç Sonuçları
HAVA DURUMU
KARS
ÖLÇEK E-GAZETE