KANAYAN YARA: ´DAĞLIK KARABAĞ´

03.04.2016
Ali Ekinciel

KANAYAN YARA: “DAĞLIK KARABAĞ”

Kafkasya'nın kanayan yarası Dağlık Karabağ , tarihi yüzyıllara uzanan bereketli toprakların bulunduğu bir bölgedir. Paylaşılamayan bu toprakların tarihteki ilk sahipleri Azeri Türklerinin ataları varsayılan Kafkas Albanları olmuştur. Günümüzde bölgedeki tarihi kiliselerin ise bu dönemde yine Hıristiyan Albanlar tarafından yapıldığı düşünülmektedir. Bölgenin İslam diniyle tanışması ise tahmini 1000 yıl önce gerçekleşmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı hakimiyetine giren Dağlık Karabağ , kısa süre sonra Safevi İmparatorluğunun eline geçti. 1700'lü yıllarda Çarlık Rusya'nın bölgeye inme çalışmalarından rahatsız olan Osmanlı İmparatorluğu , Azerbaycan'ı alarak bu durumu önlemeye çalıştı. Aynı yıllarda İranlılarla olan savaşlar ise Azerbaycan'daki Osmanlı hakimiyetinin sonu olacak ve bölge 1736'da tamamen Fars kontrolüne geçecekti. 18. yüzyıla gelindiğinde bölgede "Karabağ Hanlığı" adı altında İbrahim Halil hanın hüküm sürdüğü özerk bir yapı bulunuyordu. Bölgenin son sahibi ise Orta Asya da çoğu devlet gibi Karabağ Hanlığına da son verecek Çarlık Rusya'sı olacaktı

1900'lü yıllara gelindiğinde Dağlık Karabağ artık Kafkasya'da ki çoğu bölge gibi Çarlık Rusya'nın bir parçası idi. Bölgede nüfus dağılımı ise 15 bin Azeri Türküne karşın 4 bin Karabağ Ermenisi şeklindeydi. Bölgenin nüfusundaki ilk büyük değişme ise İran ve Anadolu'dan göç eden Ermenilerin etkisiyle oluşmuştur. Yoğun Ermeni göçüne kayıtsız kalmayan son Rus Çarı II.Nikolay , Revan ve Nahçıvan da Ermeni bölgeleri kurdurmuştur. Bu büyük göçe rağmen Sovyet Rusya kurulduğu yıllarda Dağlık Karabağ da nüfusun % 65'ni Azeri Türkleri oluşturuyordu. Rusya'da ki iç savaşın bitmesi ve Stalin'in Moskova da ipleri eline almasından sonra Dağlık Karabağ 1923'de resmen özerk bölge ilan edilmiştir. Komünist yönetim altında geçen uzun yıllarda Kafkasya da nüfus dağılımının en çok değiştiği dönem ise 1950 ve 60 arasıdır. Bu on yıllık dönemde Komünist yönetim iki milletin Moskova'nın çizgisinden çıkmaması için bir taraftan Karabağ'daki Ermeni nüfusunu artırıp diğer taraftan özerk yönetimi Azerbaycan Sovyet'ine vermiştir.

1980'lerin sonuna gelindiğinde Dağlık Karabağ , nüfusun %80 ni Ermenilerin oluşturduğu ve Azerbaycan'a bağlı patlamaya hazır bir özerk bölgeydi. Bu dönemde Sovyetlerin çökeceğini anlayan Ermeniler binlerce kişilik mitingler yaparak Moskova dan özerklik talep ettiler. Fakat bu bağımsızlık talebi Gorbaçov tarafından ret edildiği gibi Bakü'den de sert tepkiyle karşılanacaktı. Karabağ Ermenilerin bir sonraki adımı ise silahlanarak , milis gruplar oluşturmak oldu. Bu adıma Moskova ve Bakü ortaklığı bölgeye asker göndererek cevap verdi. 1991 yılında Rus ve Azeri silahlı güçlerinin düzenlediği Çember Operasyonu ile Karabağ da örgütlenmiş Ermeni milis güçleri dağıtılıp , ellerindeki silahlara el konuldu. Fakat indirilen bu darbeler Ermenileri durdurmaya yetmeyecekti.

1991 sonlarında Sovyetlerin yıkılmasıyla Dağlık Karabağ'da Azeri ve Ermeniler baş başa kaldılar. Düzenli ordusu olmayan iki millet bölge bölge milis güçler oluşturarak Karabağ'da silahlanmaya başladılar. 1992 yılı başlarında Karabağ artık bir kan gölüne dönmüştü. Gün aşırı el değiştiren köyler , öldürülen ve zorla göçe tabi tutulan siviller artık sıradan haberlerdi. Savaşın kaderini ise Hankenti şehrinde konuşlanmış eski bir Sovyet motorize alayı çizdi. Başında bir Rus albayının bulunduğu bu Rus alayı tüm silahları ve personeliyle Ermenilere destek verince savaşın seyri de Ermeniler lehine değişmiş oldu. Rus alayı destekli Ermeni milis güçleri bölgede kalmış tek tük Azeri köylerini basarak Karabağ'ı yavaş yavaş ele geçirmeye başladı. Bu ittifakın en büyük cinayeti ise 92 şubatında Hocalı kasabasında bir gecede 613 Azeri sivili katletmesi oldu. Bu büyük katliamdan sonra Rus motorize alayı bölgeyi terketse de , iki komşu halkın savaşı tüm şiddetiyle devam etti. 92 sonlarında Azeriler yer yer başarılar elde ederek durumu lehine çevirmelerine rağmen Bakü'deki darbe ve kaos ortamı Ermenilerin tekrar ellerini güçlendirmesine ve ordularını revize etmelerine imkan sağlamıştır.

1993 yılı sonuna gelindiğinde Azeriler ülke topraklarının % 20 sini kaybetmişlerdi. Ertesi yıl karşı saldırılarda Azeriler bir kaç köy geri alabilse de kayda değer bir başarı gösteremediler. 1994'de Moskova'nın tarafları Bişkek'te ateşkese zorlamasıyla savaş buzdolabına kaldırıldı. Dört yıllık uzun savaş Azerilere 15 bin insan kaybı ve binlerce mülteci dalgası olarak yansıdı. Kazanan taraf Ermeniler için ise zaferin faturası 5 bin insan kaybı ve çökmüş bir ekonomi oldu. Erivan yönetimi Dünya tarafından tanınmayan illegal bir devlet ve komşularının uyguladığı ambargolarla halen işgalin ağır faturasını ödemekte. Bişkek'te gönülsüz imzalanan ateşkes ise zaman zaman bozularak günümüze kadar geldi. Bu ay başındaki şiddetli çatışmalarda iki taraftan verilen ağır kayıplar ise ateşkesin artık tamamen rafa kalktığını gösteriyor.

Kafkasya'nın kanayan yarası Dağlık Karabağ'ın geleceği için tahminlerimin ise pek iç açıcı olduğunu söylemeyeceğim. İsrail'in modern silahlar ve teçhizat desteğiyle güçlenen Azeri ordusu son dönemlerde Karabağ'da Ermenilere ciddi kayıplar verdirmişti. Zor durumda kalan Ermeniler ise Türkiye-Rusya ilişkilerinin bozulmasıyla adeta derin bir nefes aldılar. Son aylarda Rus desteğiyle Ermeniler Karabağ'da Azerilere karşı saldırıları genişletmiş bulunuyorlar. Uluslararası otoriteler Dağlık Karabağ'daki çatışmaların önlenmesinin tek yolunun bir tampon bölge oluşturulması olduğunu düşünüyorlar. Taraflardan hiçbirisi ise bu teklife sıcak bakmıyor. Rusya'nın arka bahçesine Birleşmiş Milletler ve Nato'yu sokacağını düşünmek ise bir hayalden ibaret. Yıllardır havanda su döven Minsk üçlüsünün bölgeye çözüm getirmesi ise imkansız görünüyor. Kısacası Dağlık Karabağ sorununun uzun zamanda Rusya'nın yer yer koz olarak kullanacağı bir sorun olarak kalacağını düşünmekteyim. Yazıma son verirken yurtdışında tanıştığım Rus gazeteci Igor Vorobyev'in anılarından derlediğim , Dağlık Karabağ'da savaş yıllarının gerçek öyküsü olan kitabım "Karabağ Güncesi" ni okumanızı tavsiye ederim. Savaşsız yarınlar dileğiyle...

Ali Ekinciel

ali_ekinciel@hotmail.com


 


Emre Pehlivan elinize sağlık 4/20/2006 4:00:00 PM
Karabağ olayını anlamak için harika bir yazı. Elinize sağlık.
Kemal GÜNEY Karabağaın Kara Talihi 4/20/2007 4:00:00 PM
Sevgili Ali EKİNCİEL kardeşim bölgeyle ilgili araştırma yapan hatta Karabağın HOCALI katliamının kitabını yazan birisi olman sebebiyle önemli bir perspektif tebrik ederim....
YAZARLAR
CANLI YAYIN
Canlı Maç Sonuçları