Savaşı Kutsamak!

02.03.2016
Ali Ekinciel

SAVAŞI KUTSAMAK

Üyesi olduğumuz tür Homo Sapiensler için savaşmak her zaman hayatta kalmak ile eş anlamlı olmuştur. Diğer canlılarından daha büyük olan beynimizi kullanmaya başladığımızda ilk kurbanlarımız Neandartaller gibi diğer akrabalarımız ve vahşi hayvanlar olmuştu. Yeryüzünün tek efendisi olmamız ise savaşçı benliğimizi yok edemeyecekti. Diğer türlerden kurtulup , hayvanlara güç yetirdikten sonra ise sıra birbirimizle savaşmaya gelmişti. Tarih öncesi devirlerden günümüze kadar insanoğlu gelenekler , adetler , ırksal farklılıklar ve dini çatışmaları kullanarak çıkardıkları savaşlarla birbirini öldürmeye devam etti.

Yüzyıllar boyunca dünyayı kana bulayan savaşların en kitlesel ve kanlı olanları son 100 yıl içinde gerçekleşmiştir. İnsanoğlu bu dönemde yirmi yıl arayla gerçekleşen iki dünya savaşının korkunç maliyetiyle yüzleşmek zorunda kalmıştır. Bu savaşlarda Avrupa kıtası enkaza dönerken dünyanın her yerinden 50 milyondan fazla insan can vermiş ve ülke ekonomileri çökmüştür. Yüzyıl öncesine bugünden baktığımızda ise o günkü devletlerin iki kutba ayrıldığını ve sömürge kapma yarışına giriştiklerini görürüz. 1900'lerin yöneticileri bu emperyal arzularını fakir halklarına kabul ettirmek için savaşı ve askerliği yüceltmeyi kullanmışlardır. Son model silahlar , pırıl pırıl üniformalar ve en önemlisi eski imparatorluk geçmişine duyulan özlem sıradan halkın gözünde savaşı kaçınılmaz ve gerekli kılmaya yetiyordu o günlerde.

2016 yılına adım attığımız bu aylarda ise kitlesel bir savaşın ayak sesleri artık iyiden iyiye duyulmakta. 100 yıl öncesi dünyayı savaşa götüren birçok sebep ise günümüzle parallelik gösteriyor. Geldiğimiz son noktaya bakarsak kaynayan Orta Doğu kazanının vekalet savaşı veren egemen güçleri dünyayı bir felakete doğru sürüklemekteler. Güçlü iktidarların demokrasinin açıklarını kullanarak kandırdıkları halklarına savaşı nasıl aşıladıklarını ise ibretle izlemekteyiz. Günümüz despotlarının uyuttukları kitleler ise eski şaşalı imparatorluk günlerine dönecekleri hayaliyle savaşı kutsamaktalar. Şu anda dünyanın durumu 1910'lu yılların başıyla hemen hemen aynı görünüyor. Otoriteler ise Suriye'deki ateşin dünya savaşına sebep olamayacağı görüşündeler. Unutulmaması gereken gerçek ise büyük yangınları başlatanın küçük kıvılcımlar olduğudur. I.Dünya Savaşının başlangıcının Avusturya-Macaristanın küçük bir balkan devleti Sırbistan'a savaş ilan etmesi olduğu unutulmamalıdır.

Şu günlerde de dünya sanki böyle bir kıvılcımı bekliyor gibi. Çevremizde barıştan umudunu kesmiş bir an önce dünya savaşının çıkmasını isteyen insanların sayılarının arttıklarını görmekteyiz. Çarlık Rusyası , Fars imparatorluğu , Arap İslam devleti , Kutsal Roma Cermen , Osmanlı ya da Avusturya-Macaristan imparatorlukları... Geniş kitleler bu devletlerin tekrar dünyaya hakim olacağı beklentisiyle kandırılarak savaş yangınına odun taşımaktalar. Acı gerçek ise bu bilinçsiz kalabalıkların hiçbir dünya savaşının yıkımını yaşamamış olmaları. Savaş çığırtkanlığı yapan toplumların akıbetine verebileceğimiz en yerinde örnek ise hiç kuşkusuz Hitler Almanyası olacaktır. Führerlerine bağlı , savaşı kader sayan kalabalıklar ancak tepelerine bombalar yağarken uyanabilmiş fakat iş işten geçmişti. Hiç kuşkusuz bu yüzyılda da imparatorluk hayalleri kuranların sonları daha öncekilerden farklı olmayacaktır.
Zaman görünen gerçeği olduğu gibi söyleme zamanıdır. Orta Doğu'da ki mezhespsel çekişme ve radikalizm bölgesel olmaktan çoktan çıkmış tüm dünyayı 3.büyük felakete doğru sürüklemektedir. Bu gidişi hızlandıracak ya da durduracak tek güç ise yine halkların kendileri olacaktır. İmparatorluk rüyaları gören ya da baskıcı rejimlere karşı sinmiş kalabalıklar gaflet uykusundan uyanmazlarsa kitlesel savaşın en büyük faturasını kendileri ve de çocukları ödeyecektir. Bu ay ki yazıma burada noktayı koyarken tüm insanlığa savaşsız ve terörsüz yarınlar diliyorum.


 


Cemal Kaçar Tebrikler 3/20/2002 4:00:00 PM
Yaşanan günlerle ilgili doğru tespitler. Elinize sağlık.
YAZARLAR
CANLI YAYIN
Canlı Maç Sonuçları