ÖRGÜTLER KONFEDARASYONU: SURİYE

01.12.2015
Ali Ekinciel

ÖRGÜTLER KONFEDERASYONU: SURİYE

Ortadoğu'da 400 yıllık Osmanlı hakimiyeti sona erdiğinde Arap ulusları kendilerine söz verilen bağımsızlığı bekliyorlardı. Fakat vaatler tutulmayacak İngilizler Filistin'de , Fransızlar ise Lübnan ve Suriye'de manda yönetimleri kuracaklardı. Fransızlar , II.Dünya Savaşının sonuna kadar yönettikleri Suriye'de taş taş üstüne koymadıkları gibi yerel halkında hiç bir ihtiyacını karşılamadılar. Tek yaptıkları Osmanlıyı vurdukları Arap milliyetçiliğini zayıflatıp Suriye'deki etnik ve mezhepsel ayrımı derinleştirmek oldu. Bu yıllarda yapılan atamalarla karmaşık bir yapı haline getirilen Suriye ordusu ise sonraki yıllarda ülkenin kaderini çizecekti.

II.Dünya Savaşı bittiğinde yorgun Fransa kendi dertleriyle uğraşarak Suriye'den tamamen çekildi. Asırlardır valilerle yönetilen Suriyenin ise tarihindeki ilk bağımsızlık deneyimi darbelerin gölgesinde gerçekleşti. 1947'de ki CIA ve İngiliz destekli iki darbeyi 1954 ve 58 yıllarındaki Nusayri (Arap Şii) ve Sünni generallerin darbesi izledi. Bu yıllarda iki ana akım olan Arap entellektüellerin kurduğu Baas Partisi ve Arap Sosyalist Partisi , Batı düşmanlığında birleşerek ülke yönetiminde etkin rol oynadılar. Batı karşıtlığında birleşen bu ittifak Mısır'la birleşerek tek bir ülkeyi oluşturdular. İsrail ile yapılan savaş ise büyük bir hezimete dönüşecek ve Golan tepelerinin işgaline yol açacaktı. Yenilginin hüsranı içerisindeki Suriye ordusundan 3 Nusayri general 1966 yılında bir darbeyle yönetimi ele geçirerek ülkeyi Mısır'dan ayırdılar. Neo-Baascı bu üç generalden birisi Hava kuvvetleri komutanı olan Hafız Esad adında ihtiraslı bir komutandı.

1970 yılına gelindiğinde hırslı general Hafız Esad yol arkadaşı iki generale karşı bir darbe yaparak Suriye'nin tek adamı oldu. İktidarının üçüncü yılında İsrail'e savaş açan Hafız Esad'ın Suriyesini büyük bir hezimet bekliyordu. Alınan ağır yenilgiye rağmen Hafız Esad ordudaki Nusayri komutanların ve gizli servis El Muhaberatın desteğiyle ülkeyi tek başına yönetmeye devam etti. 80'li yıllar Suriye için yolsuzluk , yozlaşma , rüşvet ve ekonomik kriz yıllarıydı. Ülkedeki kaos ortamında Suriye Müslüman Kardeşler örgütü ortaya çıktı. Önce devlet memurlarını ve güvenlik güçlerini hedef alan örgüt işi Esad'a karşı başarısız suikast teşebbüsüne kadar götürdü. Esad rejiminin örgüte cevabı ise tam bir katliam oldu. Örgütün merkezi Hama şehrine giren Esad güçleri 20.000'e yakın Müslüman Kardeşler üyesini öldürdü. Bu ölümcül darbeden kurtulabilenler yurtdışına kaçtılar ve Müslüman Kardeşler Suriye'den tamamen silindi.Esad'ın Suriyesi 1990'lı yıllarda Sovyetlerin çökmesiyle Batıyla barışmak zorunda kaldı. Körfez savaşında ABD'nin yanında saf tutan güney komşumuz Irak'a asker dahi gönderdi. Bunun karşılığı ise Körfez ülkelerinden aldığı parasal yardım oldu.

2000 yılında Hafız Esad öldüğünde oğlu Beşar'a yozlaşmış ve patlamaya hazır bir diktatörlük bırakıyordu. Beşar Esad babasından gördüğü gibi arkasını ordu ve muhaberata dayayarak ülkeyi yönetmeyi tercih etti. Yapılan rakipsiz , göstermelik seçimlerde %99 oy oranıyla seçilerek halkın öfkesini görmemezlikten geldi. İçerisinde birçok etnisite ve mezhep barındıran Suriye ise 2011 Arap baharıyla birlikte patlamaya başladı.Yıllardır yönetime dahil edilmeyen Sünniler fitili ateşlediler. Dünyanın Kaddafi ve Mübarek gibi devrileceğini beklediği Esad için ise kuzeyde Kürtler ve muhalif Sünnilerin çatışması bulunmaz bir nimet oldu. Bunun üstüne Hizbullah ve Hamas militanlarının Suriye ordusuna desteği de eklenince Esad rejimi bugüne kadar varlığını koruyabildi. Nusayriler , Sünni Araplar , Kürt gruplar , Türkmenler ve cihatçı Selefiler...Esad'ın kendi halkını katletmesine Batının kaşıması , bölgeye gönderilen silahlar ve Irak bataklığından doğan IŞID'de eklenince sonuç 4.yılında bir iç savaş , milyonlarca mülteci ve dünyaya yayılan bir küresel kriz oldu. Güney komşumuzun şu andaki durumu ise yazımın başlığındaki gibi bir örgütler konfedarasyonudur.

İşin perde arkasında ise 1300 yıl önce başlayan ve Orta Doğu'daki istikrarsızlığın nedeni olan mezhep farklılığının yattığını düşünmekteyim. Ortadoğu'nun bu kanayan yarası Suriye'de buzdağının görünmez kısmıdır. Şii Dünya , Nusayri Esad'ın kalmasını isterken Suudi Arabistan'ın başını çektiği Sünni ülkeler ise Esad'ın devrilmesi için çaba göstermekteler. Batı dünyası , petrol geliri ve askeri üsleri kaptırmamak için Sünnilerden vazgeçemezken Rusya , Akdeniz'de söz sahibi olabilmek için İran ve Esad'ın yanında saf tutuyor. Şu an için ise Beşar Esad'ın Rusya ,İran ,Hizbullah ve Hamas desteğiyle iktidarını devam ettirmek için elinde birden fazla kartı halen bulunmakta.

Paris saldırıları ve Türkiye ile Rusya arasındaki uçak gerilimiyle dünyaya yayılan Suriye'deki alev giderek büyümekte. Dünya liderlerine düşen öncelikli görev ise tek tek müdahale yerine uluslararası geniş bir ittifakla Suriye ve Irak'ta IŞID'le savaşmaktır. Bu ay ki yazıma burada noktayı koyarken Suriye'den ateşlenin fitilin dünyayı yakacak boyuta gelmemesini temenni ediyorum.

Ali Ekinciel
ali_ekinciel@hotmail.com


Mehmet Çelik Teşekkürler 20.12.2002 15:00:00
Bugüne kadar Suriye'de yaşananları öğrenmek için güzel bir yazı. Teşekkürler.
YAZARLAR
CANLI YAYIN
Canlı Maç Sonuçları
HAVA DURUMU
KARS
ÖLÇEK E-GAZETE