Siyaset Felsefesinin Konusu Olarak 12 Eylül 1980 ASKERİ DARBESİ.

13.09.2017   16:45

Siyaset Felsefesinin Konusu Olarak

12 Eylül 1980 ASKERİ DARBESİ

Mehmet Akkaya

Askeri darbeye dair kültürel kategorilerde pek çok çalışmanın yapıldığı bilinse de, konu felsefe açısından, bilhassa siyaset felsefesi açısından temel özellikleriyle henüz ele alınmış değil. Askeri darbenin faşist niteliğine vurgu yapan kişi ve kesimler de dahil olmak üzere ülkemizde düşünür kimliği edinmiş nesiller açısından, süregelen faşizmin de felsefesi yapılmış değildir.
Askeri darbeye karşı, belli bir direncin gösterildiği daha ilk günlerinden beri ortaya konulmuştur. Bu direnişler, sınıf mücadelesinin mantığına uygun olarak sürmüş ve günümüzde de farklı formlar kazanarak sürmektedir. Darbe, dikey motivasyonlar/nedenler açısından ve yatay nedenler/ilişkiler açısından “bilme nesnesi” yapılmadığı sürece, onun üzerindeki perdeyi yeterince ortadan kaldırmak zordur. Dikey motivasyonlar/ilişkiler tarih felsefesi ve tarih bilimine yönelmeyi gerektirir. Yatay nedenler araştırması ise darbenin, ilişiği olan iktisadi, sosyal ve siyasal sorunlar yanında ülke ve dünya sorunlarıyla ilgilidir. Çünkü askeri darbe yalnızca ülkemize ve sadece 1980’lere özgü bir sorun olmamıştır. Konunun sovyetik yönetimlerle, ekonomik olgunlaşmayla ve öznenin rolüyle de yakından ilişkisi olduğu besbellidir.

Askeri darbe ve onunla yeni bir biçim kazanan sermaye düzenine karşı entelektüel/kültürel alanda da belli bir tavır sergilenmiş ve düzenin saldırıları bu çerçevede de dengelenmiş ve bazen de geriletilmiştir. Bu alandaki mücadele özellikle politik alanda, kısmen bilim alanında, yoğun bir ölçüde de sanat/estetik çerçevesinde yapılmıştır. Sınıf mücadelesinin evrensellik kategorisi, bunun felsefe planında da yapılmasını gerektirmektedir. Bunun gerçekleşmemesinde Türkiye sol hareketinin amatörlükleri etkili olmuştur diyebiliriz.

Felsefenin Yanıtlaması Gereken Bazı Sorular

Darbeler, sınıf mücadelesi teorisinden ayrı ele alınamayacağına göre darbeyle birlikte yaşanan süreci de bu teori bağlamında değerlendirmek gerekir. 12 Eylül, çokça söylendiği gibi bir “yenilgi” midir? Yenilginin sınıf mücadelesi teorisindeki yeri ve anlamı nedir? Yenilgi, bir teorinin yanlışlığının kanıtı olarak görülebilir mi? Yenilgi politik ve örgütsel düzeyle mi sınırlı kalmıştır? Darbeyle birlikte felsefi-ideolojik çerçevede bir yenilgi de yaşanmış mıdır? Yenilgi yerine “geri çekilme” kavramlaştırması, olgu durumuna daha uygun bir adlandırma sayılır mı?
Tarih filozofu G. Vico; corso ve ricorso ifadesini kullanmıştı. Bu terimler tarihsel süreçte “yükseliş”leri ve “düşüş”leri imlemektedir. Velhasıl darbe, diyalektiğin temel ilke ve kategorileri açısından ele alındığında neler söylenebilir? Darbe yadsınma açısından, nicelik-nitelik ilişkisi bakımından nasıl okunmalıdır? Diyalektiğin temel yasalarından olan çelişki, başka bir deyişle içsel ilişkiler felsefesi bakımından darbe neyi ifade etmektedir? Soruların çoğaltılacağı açık, yanıtlarıyla birlikte başlı başına bir felsefi eser yazmayı gerektirir.

Darbeyi Konu Alan Sanat Eserleri

Askeri darbe bağlamında, siyaset, bilim ve sanat alanındaki çaba ve çalışmaların felsefeyle beslendiği ve büyütüldüğü söylenemez. Oysa uzun, ayrıntılı siyasal çalışmalara, makale ve kitaplara rastlamak olasıdır. Sosyal bilimler bazında da yazılmış ve yayınlanmış eserler az değildir. Sanatın pek çok dalında da askeri diktatörlük sorunsallaştırılmıştır. Romanda, sinemada, tiyatroda, resim ve heykel gibi plastik sanat dallarında faşizm ve 12 Eylül faşizmi işlenmiş, yorumlanmış ve estetiği çıkarılmıştır. Yazılan çok sayıda şiirin bestelendiği, türküleştirildiği dikkate alınacak olursa bir “entelektüel enflasyon” ya da “sanatsal enflasyon”dan bile söz edilebilir.

12 Eylül Askeri Darbesi’nin felsefeye konu olmaması, onun felsefesinin yapılmamış olması, darbenin yeterince kavranmadığı anlamına gelir. Darbenin yapılıp bitmediği, başladığı ve sömürücü düzenin yeni unsurlarıyla birlikte devam ettiği anlaşılıyor. Unutulmasın ki konu, sorun, olay ve olguları devamlılık biçiminde inceleme ve kavramlaştırma işi asıl olarak felsefenin ve diyalektik yöntemin işidir. Her ikisinin de birçok alanda olduğu üzere 12 Eylül Darbesi konusunda da yeterince yürürlükte olmadığı anlaşılıyor.

Emperyalizm ve Faşizm: İçsel Olgu

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de günümüz sorunlarını, günümüzden ibaret olarak ele alma alışkanlığı, felsefe ve diyalektik yöntem yoksunluğuyla yakından ilişkilidir. Günümüzde olup bitenler günümüzden ibaret olmadığı gibi 12 Eylül Darbesi’nin de nedenleri kendisinden önceki süreçte aranmalıdır. Feodal ve burjuva yönetim biçimlerinin adı ne olursa olsun, işçi ve yoksul üretici köylü kitlelerine karşı uyguladıkları yönetim anlayışında, faşizmin içkin olduğunu vurgulamak gerekir. Yani Mahir Çayan’ın işaret ettiği üzere nasıl ki emperyalizm bizim gibi ülkelerde “içsel olgu” ise faşizm de adına cumhuriyet denilen yönetimler de dahil olmak üzere tüm burjuva yönetimlerinde içsel olgudur.

Süreçten çok sonuçla ilgilenildiği için aktüel olarak olup bitenler karşısında, pek çok anlayış “şaşkınlık” yaşıyor. Süreçler yeterince bilince çıkartılmadığından eskiye değer verme, kötü olanı yalnızca güne özgü uygulamalar saymak, romantizme düşmektir. Oysa dünyada olduğu gibi ülkemizde de “demokrasi”, “modern toplum” “laiklik” “cumhuriyet” gibi kurum, değer ve yönetimler, asıl olarak darbeleri, cuntaları, nihayetinde faşizmleri perdelemek için bulunmuş, imal edilmiş dahası şişirilmiş balonlardır.

Vurgulamaya bile gerek yok ki, askeri darbe –çağımızda- sermaye olgusundan, emek-sermaye çatışmasından ayrı olarak ele alınamaz. Bu anlamda darbeyi, sermayenin daha şiddetli silahlar biçiminde görünüşe çıkmak olarak tanımlamak mümkündür. Darbe ve cuntaların asıl hedefinin de emek ve emek cephesinin yürüttüğü mücadele olduğu açıktır. Bununla beraber askeri, sivil veya iki darbenin birlikte hedeflediği alan, çağımızda ve ülkemizde bununla da sınırlı değildir. Bugünkü askeri ve sivil darbelerin hedeflediği gibi, 12 Eylül Askeri Darbesi de, emekçi mücadelesiyle birlikte aydınları, kadın hareketini, Kürt ulusal mücadelesini, gençliğin devrimci kesimlerini, ötekileştirilmiş inanç gruplarını, akademik çabaları bastırmayı hedeflemiştir.

Eğitimcilerin Eğitilmesi: Sermaye Sisteminin Değiştirilmesi

Darbenin uygulamaları ve geride bıraktıkları da Marksist felsefe açısından yeterince incelenmiş ve bilince çıkartılmış değil. Bu yüzden de sorun, nedenleri açsından değil sonuçları bakımından öne çıkarılmış, böyle olunca da örneğin işkence olgusu, “insan hakları” meselesi ya da silahlı güçlerin “eğitilmesi” sorunu olarak görülmüştür. Bu da “eğitimcilerin eğitilmesi” demek olan sistemin aşılması anlayışını görmezden gelmeye neden olmuştur/olmaktadır.

Bugünü anlamak için 12 Eylül’ü anlamak, hatta daha öncesini anlamak, 12 Eylül’ü anlamak içinse bugünü anlamak gerekiyor. İnsan, bugünü öğrenmek istiyor; çünkü geçmişi bilmek için bu zorunludur. Öte yandan insan, geçmişi bilmek istiyor; çünkü günümüzü bilmek ve kavramak için bu çaba da zorunlu görünüyor. Eski ve yeni değerlerin aşılması ise ideolojik-kültürel silahlarını felsefede bulan –enternasyonal- proletaryanın temel görevlerinden birincisidir.

Hapishane ve işkence olgusundan, düşünceyi ifade özgürlüğü ve idam uygulamalarına dek pek çok boyutu bulunan askeri darbenin yıldönümündeyiz; insan hakları felsefesine olduğu kadar hukuk felsefesine de yeterince sorunsalın miras kaldığı anlaşılıyor. İnsanı “asılması” ya da “beslenmesi” gereken bir varlık olarak ele alan ve insana ilkini reva gören askeri darbe, pek çok kıyıma, eşi benzeri görülmemiş uygulamaya neden oldu.

Fransız/ Sovyet İhtilalları ve Askeri Faşist Darbeler

Yine de askeri cunta, çok sayıda sanatçının, darbeyi konu eden estetik eserler üretmesine engel olamadı. Daha da ilginci, insanlık dışı uygulamalara karşı direnişlerin ve destanların yazılmasını da engelleyemedi. Yazın etkinliğini, eşdeyişle teoriyi pratiğin estetik ve düşünsel çerçevede devam etmesi olarak okumak gerektiğine göre sürecin yeneni ve yenileninin henüz belli olmadığı ileri sürülebilir. Nasıl ki evrensel planda Fransız ve Sovyet Devrimleri gibi büyük toplumsal alt üst oluşların başladığını, yükseliş ve düşüşler biçiminde yol aldıklarını ileri sürüyorsak, yerel planda da 12 Eylül Askeri Darbesi’nin yapıldığını ama sona ermediğini, ezen sınıflar ile ezilen sınıflar arasındaki düşüş ve yükselişler formunda devam ettiğini söyleyebiliriz.




Kategori:
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamıştır. İlk Yorumu Siz Yapın!
Toplam () adet yorum eklenmiştir.
YAZARLAR
CANLI YAYIN
Canlı Maç Sonuçları