12 Eylül En Çok Anaların Yüreklerini Dağladı

03.03.2012   15:26

12 Eylül En Çok Anaların Yüreklerini Dağladı
 

Sevgi ve Savaş Öztürk, ‘Tomurcuk’ adlı albümlerinin tanıtımı için ilk konserlerini vedi.

Tacettin DURMUŞ / ÖLÇEK (ÖZEL)

Andolu’nun Berfo Ana gibi acılı analarının ve şiddet mağduru kadınlarının, renklerini, acılarını, tutkularını, umutlarını ve özlemlerini yansıtan “Tomurcuk” 12 Eylül ile enkaz altında kalmış yaşamların bir daha yaşanmaması adına bir ışık olmak isteğiyle yola çıktı.
Kars Halk Eğitim Müdürlüğü Çok Amaçlı Salonu’da sevenleri ve o döneimin acılarını yüreklerinde biriktiren müzik severlerler ve dostlarıyla buluşan Sevgi - Savaş Öztürk, salonda bulunanları kara anılarına yolculuk yaptırdı.
 

Aba Müsülüm Güven İçin Gözyaşları Aktı

Konser sırasaında 1.5 ay önce kaybettiğimiz değerli hocamız KAÜ eski Rektörü Merhum Aba Müslüm Güven’e özel yer verildi. Konserde Güven için yine gözyaşları aktı. Albümde de yer alan Aba Müslüm Güven için okunan şirirde pedeye Güven’in dostlarıyla ve ailseiyle birilikte yer alan fotoğrafları yansıtıldı. Okunan şiirin ardından Güven için ‘Mekanın Cennet Olsun Gözüm’ sözleri salonda yankılandı.

Özgün ve çağdaş halk müziğinde örneklerin ter aldığı “Tomurcuk” Güvercin Müzik tarafından dinleyicileriyle buluşturuldu. Uzun yıllardır birlikte müzik üreten çift, Kafkas Üniversitesi (KAÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Savaş Öztürk ve eşi Öğr. Gör. Sevgi Öztürk'ün “Tomurcuk” adlı ilk albümleri de geçtiğiz günlerde satışa çıktı.

Kars Türkleri Erzurum’a Mal Edildi.

Konser sırasında Kars Türlülerinin başta Erzurum olmak üzere başka illere mal edildiğini de vurgulayan Öztürk, ‘Kağızman’a Ismarladım Nar Gele’ adlı Kars Türküsünün bile Erzurum türküsü olarak söylendiğini belirtti. Özrtük ve eşi söyledikleri Kars türküleri nedeniyle özel alkış aldılar.

Kafkas Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan 10 yıl önce akademisyenler, öğrencilerden ve eşi Sevgi Öztürk’ten oluşan “grup ezgili yürek” adında bir grup kurarak müzik yolculuğuna başlayan Prof. Dr. Savaş Öztürk, konser öncesi albüm hakkında bilgiler verdi.
Albümüm yaklaşan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle daha da anlam yüklü olduğunu belirten Savaş Öztürk “Tomurcuk” adlı albümünde özellikle kadını anlatmak istediklerini ve kadın öykülerine yer verdiklerini söyledi.

Albümde 12 Eylül’e Kars’tan Bir Tokat Atıyoruz.

Türkiye’de en önemli sorunlardan birisinin kadına yönelik şiddet oluğuna dikkat çeken Özrtük, “Albümümüzdeki parçalardan Berfo, Yasaklı ve albüme adını verenTomurcuk parçaları kadın konusunu işlemektedir. Özelikle Berfo’da 32 yıldır kayıp oğlunu arayan 104 yaşındaki ki Berfo Ana’yı anlatmaya çalıştık. Çünkü Berfo Ana, 32 yıl boyunca sadece oğluna kavuşmak istedi. Bu ana 12 Eylül’ün bir ürünüdür. Berfo Ana’yı Türkiye tanıdıktan sonra bütün insanlar onu sevmeye başladı. 12 Eylül sürecini yaşamış bir çocuk olarak ta ayrıca çok etkilendik. Berfo Ana’nın acılarını ‘Berfo’ adını verdiğimiz eserimizde anlatmaya çalıştık. Aslında albümde bir nevi 12 Eylül’e Kars’tan bir tokat atıyoruz. Ayrıca bu parçanın söz ve bestesi darbeci Kenan Evren’e aittir diyebiliriz.”dedi.

Erdoğan, Berfo Ana’yı Ziyaret Edince Türkiye’nin Gündeminde Geldi.

Gazetecilerin Başbakan Erdoğan’ın Berfo Ana’yı ziyaret etmesinin ardından Türkiye’nin gündeminde geldiğini vurgulayan Öztürk daha sonra, “Berfo Ana’yı Kamuoyu Başbakan Erdoğan’ın kendisini ziyaret etmesi ile tanınmış oldu. Artık bir şekilde aradan bu kadar yıl geçtikten sonra vicdanlar devreye giriyor. Ben de Erdoğan’ın ziyaretinin üzerinden zaman geçmesine rağmen bu ziyareti samimi olarak algılamak istiyorum. Çünkü o dönemden sonra Kars Cumhuriyet Savcılığı Kırbayır soruşturmas başlattı. Daha sonra da mecliste Berfo Ana’nın oğlu Cemil Kırbayır soruşturması için 380 sayfalık bir rapor hazırlandı. Ama şu ortaya çıktı ki Cemil Kırbayır o zaman kendisine isnat edilen bütün suçlamalardan beraat etmiştir. Ama O yıllardır ortalarda yoktur. Berfo Ana’nın oğlu suçlu bile olsaydı, idam mahkumu bile olsaydı O’nu astıktan sonra Berfo Ana’ya oğlunun cansız bedenini verselerdi bu kadar yıl acı çekmeyecekti.”diye konuştu.

Acılarımızla Yüzleşmeliyiz!

Tomucuk albümünü ayrıca acılarımızla yüzleşmemiz gerekiyi içinde yaptıklarını belirten Öztürk, “sanat yapıyorsanız bulunduğunuz çağa da tanıklık etmeniz gerekir. Bizde bu tanıklığı eşim ile birlikte yapmaya çalışıyoruz. Aslında her şey ortadadır. Çünkü Berfo Ana diye 12 Eylül’ün ürünü olan ortada bir olgu var. Bizde sadece dikkatleri bu yöne çekmek izliyoruz ve tanıklık yapıyoruz.”dedi.
Öztürk albümde yer alan “Yasaklım” ve “Tomucuk” adlı eserin de neyi anlatmak istediğini ise şu şekilde açıkladı.“Yasaklım” adlı eserimizde de bu gün hangi televizyon kanalını açsanız yada gazetelerde kadına şiddeti görüyoruz. Hergün bir çoğu kayıtlara düşmese de Türkiye’de bir birçok kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri yaşanıyor. Yani bu albümde daha fazla Güldünyalar ölmesin diyoruz. Bu ülkede kadın özgürleşmedikçe ne demokrasi olur nede insan haklarından bahsedebiliriz.”
‘Tomurcuk’ ise mahpustakini bekleyen bir kadının hikâyesidir. İçerdeki edindiği “kader” arkadaşlarıyla hayata daha umutlu bakarken, dışarıdaki sosyal baskıyla ve ekonomik zorluklarla ağır bedeller ödüyor. Dışarıdaki “tomurcuk içerde…” derken, içerdeki tomurcuğu çiçeğe döndürme telaşında… Bir yanda umutsuzluk, diğer yanda umutla birlikte çaresizlik… Özlemle son çağrı yapılıyor; “nerdesiniz insanlar”…Hapishanelerin ziyaret günlerine giderseniz, koynunda bebesiyle ziyaret saatini bekleyen soluk yüzlü kadın manzaralarıyla her gün karşılaşabilirsiniz.”

Yıllarca Ortak Acılara Tanıklı Ettik

Sevgi Öztürk ise Türkiye’de yıllardan beridir hep birlite bu ortak acılara canlı olarak tanıklık ettiklerini belirterek düşüncelerini dile getirdi. “Sevgi Öztürk, “Bir kadın olarak tabiî ki üzüldüm. Ama Berfo Ananın halen umutlu olması da bana bir umut verdi. 104 yaşında ve yıllar önce kaybedilen çocuğunu ölü de olsa istiyor. Ve diyor ki öleceğim ama hiç olmasa bir mezar taşım olsun ve ölmeden önce o mezar taşını okşayayım ve gözlerimi hayata yumayım diyor. Eşim de bu eseri ortaya çıkardı. Bende eşime naçizane eşlik ederek yorumlamaya çalıştım. Akademinin toplumla kucaklaşmasında sanatın çok önemli bir araç olduğuna inanıyorum. Ben de bir akademisyenim. Ne eşimin ne de benim alanımın müzikle ve sanatla ilgisi var. Bunun bir duygu işi olduğuna inanıyorum. İkimiz de sanat ve edebiyatı bir meslek olarak kabul etmiyoruz. Bu coğrafyada yaşayan herkesin kıyısından da olsa sanat ve edebiyatla ilişkili olduğunu düşünüyorum. Belki de bizim toplumun en güzel yönü de bu. Bu düşünceyle eşimle birlikte yıllardır sanatın içindeyiz ve ürünlerimizi sahneliyoruz. Bütün bunları yaparken albüm yapmak gibi bir düşüncemiz yoktu aslında. Tomurcuk çiçeğe dönmeli dedik ve çıktık yola.”diye konuştu.


 




Kategori:
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamıştır. İlk Yorumu Siz Yapın!
Toplam () adet yorum eklenmiştir.
YAZARLAR
Canlı Maç Sonuçları